fbpx
Kadın

Genital siğilden rahim ağzı kanserine hpv enfeksiyonu


HPV İle İlgili Genel Bilgiler

HPV, Human Papilloma Virus, şimdiye kadar 200 den fazla tipi saptanan insan epiteline yerleşen bir virus ailesidir. Sadece insanları enfekte edebildiği için isminde “Human” vardır.

Düşük riskli tipleri (HPV Tip 1,2,4 gibi) el ve ayaklarda siğillere, yine düşük riskli diğer tipleri (HPV tip 6 ve 11) genital bölgede siğillere neden olurken yüksek riskli tipleri (HPV 16, 18, 31, 33, 35 gibi) rahim ağzında preinvaziv lezyonlara ve rahim ağzı kanserine neden olabilmektedir.

İlgili Makaleler

Tüm dünyada HPV enfeksiyonu cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında ilk sıradadır. Tüm cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi HPV enfeksiyonu da 18-30 yaşlar arasında pik yapar. Partner sayısı arttıkça HPV enfeksiyonu görülme ihtimali de artmaktadır.

Genital Siğiller

Genital siğilin en sık görüldüğü yaş aralığı 20-24 yaştır. Genital siğillerin %90’ından sorumlu olan HPV tipi 6 ve 11’dir. Genital siğiller kanser riskini artırmamakla birlikte siğile neden olan düşük riskli HPV enfeksiyonunun yanında yüksek riskli tiplerin de olabilme ihtimaline karşı rahim ağzında preinvaziv ve invaziv lezyon varlığı yönünden kontrol edilmelidir.

HPV Enfeksiyonu ve Rahim Ağzı Kanseri

Rahim ağzı kanserlerinin %90’ından fazlası HPV enfeksiyonu ilişkilidir. En sık birlikte görülen HPV tipleri tip 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58’dir. Sigara kullanımı, çoklu partnere sahip olmak, bağışıklığın bozulması gibi sebepler HPV enfeksiyonu ve HPV persistansını artırarak rahim ağzı kanseri için risk artışına neden olur.

HPV enfeksiyonu rahim ağzı kanserinin dışında anal kanserler, orofaringeal kanserler ve baş-boyun kanserleri ile de ilişkilidir.

HPV’nin Bulaşma Yolları

HPV, hemen daima insan cildinde canlı olarak bulunabildiği için en sık cilt teması ile bulaşmaktadır. Genital HPV’nin en sık bulaş yolu cinsel temastır. En sık olarak yakın cilt teması ile bulaşsa da HPV, dış ortamda belirli bir süre canlı kalabilmektedir. Ayrıca HPV, sık kullanılan dezenfektanlara (Glutaraldehit, etanol, izopropil alkol gibi) karşı da canlı kalmayı başarabilmektedir.

Genital organlara temas eden eşyaların ve giyisilerin ortak kullanımı sonucunda da bulaş olabilmektedir. Hatta küçük çocuk ve bebeklerde görülen genital HPV enfeksiyonunda en sık etken bekım veren ebeveynlerin elleri yoluyla oluşan virus bulaşıdır.

Diğer bir durum da gebelik sürecinde annede aktif genital HPV enfeksiyonu varlığı normal doğum sonrasında bebeğin ses tellerinde siğil oluşumuna neden olabilmektedir. Bu nedenle aktif genital HPV enfeksiyonu olan gebelerde sezaryen ile doğum tercih edilebilir.

HPV Enfeksiyonunun Doğal Seyri

HPV enfeksiyonu sonrası hiçbir müdahale gerektirmeden 1 yıl içerisinde %80 hastada, 2 yıl içerisinde de %90 hastada enfeksiyon ortadan kalkmaktadır. Bu hastaların %8-9’unda enfeksiyon 2 yıldan uzun süre sebat etmektedir ve tüm hastaların %1’inden azında yıllar içerisinde invaziv rahim ağzı kanseri oluşmaktadır.

HPV enfeksiyonundan sonra enfeksiyonun iyileştiği kişilerin ancak yarısında enfekte eden virus tipine karşı kalıcı bağışıklık oluşmaktadır. Bu da aynı virus tipiyle tekrar enfekte olunabileceğini gösterir. Bunun yanında oluşan bağışıklık HPV tipine özgüdür ve diğer HPV tiplerine karşı koruma sağlamamaktadır. Bu durum HPV aşısının önemini bir kez daha göstermektedir. HPV aşısı sonucu oluşan antikorlar, aşının içerdiği HPV tiplerine karşı tam ve kalıcı koruma sağlamaktadır.

Yüksek Riskli HPV Rahim Ağzı Kanserine Nasıl Neden Olur?

Yüksek riskli HPV tiplerinin düşük riskli tiplerden en önemli farkı enfekte ettiği hücreye genetik olarak kaynaşması ve hücrenin DNA’sını değiştirebilme kabiliyetidir. Düşük riskli HPV enfeksiyonunda bu durum gözlenmez.

HPV’nin enfekte ettiği hücrenin DNA’sı ile birleşmesi hem enfeksiyonun kalıcı olmasına neden olur, hem de bağışıklık sisteminden kaçmasını sağlar.

Hücre DNA’sına yerleşen HPV DNA’sı birtakım proteinler sentezlenmesini sağlar. Bu proteinlerden iki tanesi hücrenin kanserle savaşan sistemini (tumor supressor) bozarak tümöral gelişime neden olur.

HPV’nin kalıcı enfeksiyona neden olma ihtimalini artıran birtakım faktörler vardır, bunlar:

  • Yüksek riskli HPV ile enfekte olmak

  • Sigara kullanımı

  • Bağışıklık sistemini zayıflatan durumlarr
    • İmmunsupresan ilaç kullanımı (steroid vs)

    • Organ nakli hastaları (böbrek nakli, karaciğer nakli vs)

    • Edinilmiş immun yetmezlik (HIV-AIDS)

    • Ailesel immun yetmezlik sendromları

  • İleri yaş (30 yaş üzerinde HPV persistansı durumunda

  • Çok partnerli yaşam

  • İlk cinsel ilişki yaşının 21’in altında olması

HPV Enfeksiyonunun ve Genital Siğillerin Günlük Yaşama Etkileri

18-45 yaş arası kadınlarda en sık cinsel yolla bulaşan enfeksiyon HPV’dir. Ayrıca bu yaş grubunda en sık karşılaşılan genital lezyonlar genital siğillerdir. Genital siğiller her ne kadar ciddi bir sağlık sorunu oluşturmada bile hastalarda ciddi psikolojik ve sosyal etkilere neden olmaktadır.

Genital siğil varlığı şüphesiz ki cinsel yaşamı olumsuz etkilemektedir. Cinsel ilişki ile siğillerin bulaşma korkusu eşlerde cinsel isteği azaltabilmektedir. Hastalığın toplum tarafından sadece cinsel yol ile bulaşabilir şeklindeki algısı, cinsel aktivitenin bir tabu olarak görülmesine neden olmaktadır. Dolayısı ile genital siğil varlığı kişilerin cinsel yaşamını olumsuz etkilemektedir. Cinsel birliktelik sırasında kondom gibi bariyer yöntemlerin kullanımı hem genital siğil bulaşını hem de yüksek riskli HPV enfeksiyon oranlarını azaltmaktadır.

HPV’nin genital siğil dışında neden olduğu diğer leztonlar servikal intraepitelyal lezyonlardır (SIL) ve bunlardan yüksek derece olanlarının (HSIL ya da CIN3) kansere ilerleme riski vardır.

HPV ile ilgili diğer bir sosyal durum ise rahim ağzı kanseri taramasında kullanılan HPV DNA tetkikinin pozitif çıkması durumunda çiftler arasında huzursuzluk ve endişe oluşabilmektedir.

Günümüzde girerek yaygınlaşan HPV aşıları sayesinde aşılanmış kişilerde hem genital siğillerin hem de SIL lezyonlarının görülme riski neredeyse tama yakın azalmaktadır.

HPV Testleri

Gelişmiş ülkelerle birlikte bizim ülkemizde de rahim ağzı kanseri taramasında HPV testleri kullanılmaktadır. HPV testinin kullanılmasının esas amacı kişide rahim ağzı kanseri ile ilişkili yüksek riskli HPV tiplerinin varlığını belirlemektir.

Mevcut rahim ağzı kanseri tarama programına göre 30 yaşından itibaren her kadına HPV DNA ve smear testi 5 yıl aralıklarla önerilmektedir. Alınan testlerden herhangi birisinde anormallik olması durumunda doktorunuz size uygun tedavi planını sunmalıdır.

Piyasada mevcut onlarca farklı HPV test kiti bulunmaktadır. HPV testi yapılırken en önemli nokta kalite kontrolü yapılmış güvenilir test kitlerinin kullanılmasıdır.

HPV Aşıları

Rahim ağzı kanserinin en sık sebebi yüksek riskli HPV enfeksiyonunun rahim ağzında uzun süreli kalmasıdır. Rahim ağzı kanseri ile en sık ilişkilendirilen HPV tipleri HPV 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58 dir. Yüksek riskli HPV tiplerinin neden olduğu diğer kanser tipleri ise anal kanserler, ağız, dudak ve dil kökü kanserleri, baş-boyun kanserleridir. HPV aşıları rahim ağzı kanserinin yanında bu kanserler için de yüksek oranda koruyuculuk sağlamaktadır.

Günümüzde kullanılan HPV aşılarında canlı virus bulunmaz, yalnızca virusun dış kapsid proteini bulunmaktadır. Bu nedenle HPV aşısı viral enfeksiyon riski taşımaz. Aşılama sonrası aşının içerdiği HPV tiplerine karşı yüksek oranda ve uzun süreli bağışıklık elde edilmektedir.

Türkiye’de günümüzde yalnızca dörtlü aşı olarak tabir edilen Quadrivalan HPV aşısı mevcuttur. Genital siğillere neden olan en sık HPV tiplerinden 6 ve 11’in yanında rahim ağzı kanserine neden olan en sık yüksek riskli tiplerden HPV Tip 16, 18’e karşı bağışıklık oluşturmaktadır. Türkiyede ruhsatlandırılmış ancak henüz satışına başlanmamış diğer aşı ise dokuzlu aşı olarak bilinen Nonavalan HPV aşısıdır. Bu aşı da içeriğindeki HPV Tip 6, 11, 16,18’in yanında Tip 31, 33, 45, 52 ve 58’e karşı da bağışıklık sağlar.

HPV aşısı ülkemizde ulusal aşı takvimine girmemiştir henüz. Tavsiye edilen uygulama yaşı 9-14 yaş arasındaki kız ve erkek çocuklardır. 9-14 yaş arasındaki çocuklarda 0 ve 6. ay olmak üzere 2 doz aşı yeterli bağışıklığı oluşturduğundan bu yaş grubunda iki doz aşı önerilmektedir. 15 yaş ve üzerindeki kişilerde ise 0, 1 ya da 2. ay ve 6. ay olmak üzere 3 doz aşılama önerilmektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda özellikle 26 yaşına kadar da 2 doz aşının yeterli olabileceği gösterilmiştir.

Piyasadaki mevcut aşılar içerdikleri HPV tiplerine karşı yüksek oranda ve uzun süreli bağışıklık oluşturmaktadır. HPV aşısının ulusal aşı programına alan ülkelerde aşı yapılan bireylerde genital siğil görülme sıklığı tama yakın oranda azalmıştır.

HPV aşılarının yan etki profili, diğer çocukluk çağı aşılarından farklı değildir. Hatta canlı virus içermemesi nedeni ve viral enfeksiyona sebep olmaması nedeniyle canlı virus aşılarından daha güvenli olarak kabul edilebilir. Dünya sağlık örgütü HPV aşılarının fayda-zarar oranının kesinlikle fayda lehine olduğunu duyurmuştur. Mevcut olan HPV aşılarının tamamı tüm güvenlik ve güvenilirlik testlerinden başarı ile geçmiştir ve yaklaşık 15 yıldır kullanımdadır.

HPV aşıları gebelikte kullanıldığında bebeğe ya da anneye zarar verdiğine dair kanıt yoktur. Gebe olduğunu bilmeden HPV aşısı yapılan kadınların gebelikleri ve bebekleri takip edildiğinde toplumdan farklı düzeyde olumsuz etkiler görülmemiştir. Buna rağmen gebelik sırasında HPV aşılamasına başlanması önerilmemektedir. HPV aşılanmasına başladıktan sonra gebe kalındığında ise kalan aşı dozlarının doğumdan sonraya ertelenmesi önerilir.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com